Eğitimciye Not: Katılımcıların, çocukların sosyal becerilerinin kendi içsel duygu dünyalarını dış dünyaya yansıtma biçimi olduğunu anlamalarını sağlayın. İyi bir dinleyici olmanın sosyal sınırları korumadaki rolünü vurgulayın.
Yöntem: İnteraktif Sunum.
Kullanılacak Materyal: Yazı tahtası
1. Sosyal Becerinin Temellendirilmesi: Eğitimci kavramı şu sözlerle aktarır:
"Değerli arkadaşlar, kendi hislerini anlayan ve başkalarıyla empati kurabilen bir bireyin, bu özelliklerini dış dünyaya yansıtmasına sosyal beceri diyoruz. Bu beceri sayesinde bireyler başkalarıyla iyi anlaşır, ortaklaşa iş yapabilir ve tartışmalarını kavgaya dönüştürmeden çözebilirler. Bunun en temel kuralı ise iyi bir dinleyici olmaktır. Karşısındakinin sözünü kesmeden, sürekli kendi konuşmadan ve yargılamadan dinleyebilen bireyler, başkalarının ne hissettiğini anlar ve çok daha sağlıklı iletişim kurarlar."
2. "Arkadaşlık Çemberi" Analizi: Tahtaya iç içe geçmiş üç çember çizilir (En iç: Ben ve yakın çevrem, Orta: Arkadaşlarım, En dış: Yabancılar/Sosyal Çevre). Katılımcılardan, kurumdaki çocukların bu çemberler arasındaki geçişlerde (kime ne kadar yakınlaşacağı, fiziksel ve duygusal sınırlarını nasıl koruyacağı) yaşadıkları karmaşaları tartışmaları istenir.
"Değerli arkadaşlar, tahtaya çizdiğimiz bu üç çember, aslında bir çocuğun sosyal hayatta kendini güvende hissetmesini sağlayan 'Duygusal ve Fiziksel Sınır Haritası'dır. Aile yanında büyüyen çocuklar, hangi duygu ve davranışı hangi çembere ait kişiye göstereceklerini doğal bir yaşam akışı içinde, ebeveynlerini izleyerek öğrenirler. Örneğin; en iç çemberdeki annesine sarılır, orta çemberdeki arkadaşıyla oyuncağını paylaşır, en dış çemberdeki yabancıya ise mesafeli davranır.
Ancak kurumsal bakım altında olan, dezavantajlı veya erken dönemde ihmal/istismar öyküsü olan çocukların dünyasında bu çemberlerin sınırları darmadağındır.
Kuruma veya çocuk evine yeni bir ziyaretçi, yabancı bir personel ya da usta öğretici gelir. Bazı çocukların, en dış çemberde olması gereken bu 'yabancı' kişiye saniyeler içinde sanki en iç çemberdeki annesi ya da babasıymış gibi yaklaştığını, kucağına atladığını, aşırı sevgi gösterisinde bulunduğunu görürsünüz.
Dışarıdan bakan biri buna 'Ne kadar sıcakkanlı bir çocuk' diyebilir. Oysa bu durum, çocuğun güvenli bağlanma eksikliğinden ve çemberlerin sınırlarını bilmediğinden kaynaklanır. Bu analiz bize şu farkındalığı kazandırır: Çocuk en dış çemberdeki insana en iç çember muamelesi yapıyorsa, bu çocuk sosyal hayatta istismara ve manipülasyona son derece açık demektir. Bizlerin, bu sınır karmaşasını fark edip o çocuklara 'Kime, ne kadar, nasıl güvenecekleri’ konusunda rehber olmamız gerekir. Siz sahadayken bu sınır karmaşalarını en çok hangi olaylarda görüyorsunuz?”