Eğitimciye Not: Pasif (sessiz kalan), agresif (bağıran/saldıran) ve atılgan (kendini net ve saygılı ifade eden) davranış arasındaki farkları açıklayın. Katılımcıların atılganlığı (assertiveness), saldırganlık (aggressiveness) ile karıştırmasını önleyin. Atılganlığın hem kendi hakkını korumak hem de karşı tarafın sınırlarına saygı duymak olduğunu kalın çizgilerle belirtin.
Yöntem: İnteraktif Sunum ve Canlandırma.
Kullanılacak Materyal: Yazı tahtası, 4 farklı iletişim stilini temsil eden kartlar.
"Değerli arkadaşlar, eğitimimizin son modülünde, duygusal zekanın dış dünyaya açılan en güçlü kalkanını işliyoruz: Atılganlık. Günlük yaşamda, özellikle de kurum içi yoğun ilişkilerde karşılaştığımız olaylara temelde 4 farklı iletişim stiliyle tepki veririz:
Saldırgan/Agresif Stil (Sadece ben önemliyim, sen önemsizsin): Hak ararken bağırır, suçlar, tehdit eder, karşı tarafın sınırlarını ezip geçer (Köpek Balığı stratejisi).
Atılgan Stil (Ben de önemliyim, sen de önemlisin): Kendi haklarını, duygularını ve ihtiyaçlarını karşı tarafı incitmeden, suçlamadan, net ve kararlı bir dille ifade eder. İşte bizim hem kendimizde geliştirmek istediğimiz hem de çocuklara kazandırmak istediğimiz ideal denge budur." Günlük hayatta bir kriz anında sergilediğimiz iletişim stili (bağırmak, küsmek ya da net bir sınır çizmek) buzdağının sadece görünen kısmıdır, yani 'davranış'tır. Ancak psikolojide biliriz ki hiçbir davranış nedensiz değildir. Her davranışın arkasında bir duygu, o duygunun arkasında ise zihnimizin ürettiği bir düşünce vardır. Bu üçü birbirine kopmaz zincirlerle bağlı bir üçgen oluşturur:
[ DAVRANIŞ ÜÇGENİ ]
DÜŞÜNCE
DUYGU DAVRANIŞ
Şimdi gelin; kurumda sıkça gördüğümüz Pasif, Agresif (Saldırgan) ve hedefimiz olan Atılgan iletişim stillerini bu davranış üçgeninin içine yerleştirerek analiz edelim. Göreceksiniz ki, zihindeki düşünceyi değiştirmeden stili değiştirmek mümkün değildir:
1. Agresif / Saldırgan Stil Üçgeni (Köpek Balığı)
Zihindeki Düşünce: "Eğer sesimi yükseltmezsem beni ezecekler, kimse beni dinlemeyecek. Haklı çıkmak için saldırmalıyım."
2. Pasif Stil Üçgeni (Kaplumbağa)
3. Atılgan Stil Üçgeni (Baykuş / Tilki)
Zihindeki Düşünce: "Benim haklarım ve ihtiyaçlarım ne kadar değerliyse, karşımdaki insanın hakları da o kadar değerli. Karşımdakini suçlamadan net bir şekilde ifade edebilirim."

Eğitimci tahtaya devasa bir üçgen çizer. Üç köşesine Düşünce - Duygu - Davranış yazar. Ardından katılımcılara sahadan vaka senaryosunu verir:
Senaryo: "Kurumda akşam vardiyasındasınız. Çok yorgunsunuz ve tam mola verecekken bir çalışma arkadaşınız yanınıza gelip emir kipiyle 'Şu çocuğun odasını hemen sen kontrol et, benim dışarıda acil işim var' diyor ve cevap beklemeden uzaklaşıyor."
Eğitimci grubu interaktif bir tartışmaya davet eder:
"Değerli arkadaşlar, bu olay karşısında; Gözümüzü karartıp Agresif Üçgeni çalıştırırsak zihnimizden hangi düşünce geçer? İçimizde hangi duygu patlar ve arkadaşımıza nasıl bir 'davranış' sergileriz? (Katılımcılardan 'Beni amele sanıyor' düşüncesi, 'Öfke' duygusu ve 'kendin git yap!' davranışı cevaplarını alın).
Peki, Pasif Üçgeni çalıştırırsak ne olur? (Katılımcılardan 'Ayıp olmasın' düşüncesi, 'Kırgınlık' duygusu ve söylenerek odayı kontrol etme 'davranışı' cevaplarını alın).
İşte bizim amacımız bu iki tuzağa da düşmemek. Bu olay karşısında Atılgan Üçgeni nasıl kurabiliriz? Zihnimize hangi sağlıklı düşünceyi yerleştirmeliyiz ki bedenimiz sakinleşsin ve arkadaşımıza kırıp dökmeden, ama kendimizi de ezdirmeden net bir sınır çizebilelim?"
Cevapları aldıktan sonra şu şekilde devam edilir:
“Harika fikirler geldi. Gelin şimdi bu zorlu sahnede hem kendimizi ezdirmediğimiz hem de profesyonel ilişkiyi koruduğumuz o Atılgan Üçgeni’ni birlikte inşa edelim ve tahtadaki yerlerine yazalım:
1. Köşe: Sağlıklı DÜŞÜNCE (Zihinsel Akort)
Pasifliğin 'ayıp olur' veya agresifliğin 'beni ezmeye çalışıyor' tuzaklarına düşmemek için zihnimize yerleştireceğimiz atılgan düşünce tam olarak şudur:
"İş arkadaşımın acil bir durumu olabilir, bu normal; ancak benim de çok yorgun bir vardiyadan çıkmış bir insan olarak dinlenmeye ve vardiyamı planlandığı gibi bitirmeye hakkım var. Kendi sınırımı korumam, arkadaşıma saldırdığım veya iş birliğine kapalı olduğum anlamına gelmez."
2. Köşe: Bedendeki DUYGU (İçsel Durum)
Zihnimize bu sağlıklı düşünceyi yerleştirdiğimiz an, amigdalamızın (ilkel beynimizin) 'Tehdit altındasın!' feryadı durur. Üst kat beynimiz devreye girer. Bedenimizde parlayan duygu, öfke ya da korku değil; içsel bir sakinlik, kararlılık ve özsaygı olur. Nabzımız yükselmez, sesimiz titremez.
3. Köşe: Dışarı Yansıyan DAVRANIŞ (Atılgan Sınır Cümlesi)
Sakinleştik ve hakkımızın farkındayız. Şimdi sıra, arkasını dönüp giden arkadaşı Köpek Balığı dişleriyle ısırmadan veya Kaplumbağa gibi arkasından söylenmeden, kararlı bir beden diliyle (göz teması kurarak ve dik durarak) durdurup şu Atılgan Cümleyi kurmaktadır:
Atılgan İfade: "Ayşe bir dakika, lütfen durur musun? Acil bir işin olduğunu duyuyorum ve anlıyorum. Ancak ben de çok yoğun ve yorgun bir vardiyadan çıktım, şu an mesaim bitti ve hemen çıkmam gerekiyor. Bu yüzden odayı kontrol edemem. İstersen durumu şu an nöbetçi olan diğer arkadaşa veya amirimize birlikte iletelim, ne dersin?"
"Böylelikle; arkadaşımızın talebine 'Evet' deyip kendimizi ezdirmedik; ama ona bağırıp çağırıp haklıyken haksız duruma da düşmedik. Sadece kendi sınırımızın arkasında kararlı ve net bir şekilde durduk. İşte Atılganlık Üçgeni budur. Biz bu atılganlık becerisini kendi aramızda ve çocuklara karşı ne kadar çok kullanırsak, kurumdaki çocuklarımız da haklarını ararken bağırmak (agresif) veya küsmek (pasif) yerine bu net ve kararlı duruşu bizden kopyalayacaklardır. Çocukların hırçınlıklarını (agresif davranış) veya içine kapanmalarını (pasif davranış) sadece birer 'yaramazlık' olarak görmeyi bu üçgen sayesinde bırakıyoruz. Unutmayın, o çocuğun hırçın davranışını değiştirmek istiyorsanız, önce üçgenin diğer köşelerine; yani kalbindeki duyguya ve zihnindeki o travmatik düşünceye 'Empati Gözlüğü' ile dokunmalısınız."